İrtibatı Koparmayalım!
bir damla deyimi
(1) (sıvı için) pek az, azıcık, örnek: Ağzına bir damla içki koymaz. (2) (çocuk için) pek küçük, küçücük, örnek: Bir damla çocuğu azarlama.
- battı balık yan gider
- posta koymak
- kâğıda dökmek
- gönül akıtmak
- zahmet çekmek
- bülbül gibi söylemek
- yaz boz tahtasına çevirmek
- postayı kesmek
- her telden çalmak
- alavere dalavere yapmak
- tavına getirmek
- eğrisi doğrusuna (rast, karşı, denk) gelmek
- ölüm Allah'ın emri
- ayardan düşmek
- çalyaka etmek
- ununu elemiş, eleğini asmış
- ayak diremek
- zevkten dört köşe olmak
- aklı başında olmamak
- durdu, durdu, turnayı gözünden vurdu
- bet bereket kalmamak
- külünü savurmak
- baskın yapmak
- aslan yürekli
- gömleğinden geçirmek
- eli ağır
- dik dik bakmak
- ayağına kapanmak
- gözden geçirmek
- atın yüğrükse bin de kaç
- gözüne dayamak
- beyninden vurulmuşa dönmek
- canını dişine takmak
Son Sorgulanan Deyimler
Deyim
Anlamı
(1) (sıvı için) pek az, azıcık, örnek: Ağzına bir damla içki koymaz. (2) (çocuk için) pek küçük, küçücük, örnek: Bir damla çocuğu azarlama.
(1) birine destek olmak. örnek: Ona arka vermek işine gelmez. (2) arkasını birine ya da bir şeye dayamak. örnek: Kent, dağa arka vermişti.
(biri) herhangi bir şeydeki eksikliğini tamamlamak. örnek: Okula geç başladıysa da kısa sürede açığını kapattı.
(1) bir işi yapacak, becerecek gücü ve yeteneği kendisinde bulamamak, gözü yememek. (2) görünüşü kendisine güven vermemek, görünüşünü beğenmemek, gözü tutmamak.
(1) yaşlılık yüzünden beli öne doğru eğilmek. (2) mecaz üzüntü nedeniyle ruhça bir çöküntüye uğramak, örnek: Kazayı duyunca adamın beli büküldü, oturup kaldı. (3) güçsüz kalmak, bir iş göremeyecek duruma düşmek.
dünya işleriyle ilgilenmez olmak, bir kenara çekilip toplumsal yaşama karışmaz olmak, olan bitenlerle ilgisini kesmek, örnek: Artık yaşlanmıştı, dünyadan elini eteğini çekmek istiyordu.
kendine göre olanı, yakışanı değil herhangi birini sevmek, önüne gelenle sevgi ilişkisi kurmak.
değerli görmek, saymak, (bir şeye) önem vermek, örnek: Ona değer vermekle kötü mü ettik?
(1) bir sözcüğü doğru dürüst, yanlışsız söyleyememek, düzgün biçimde çıkaramamak, örnek: O sözcüğe dilim dönmez benim, "savcı" demek varken. (2) amacını iyi anlatamamak, yeterince anlatmayı becerememek.
ha. çok sevinmek, sevinçten uçmak. örnek: İlk günlerde başı göğe değmişti, ama bu uzun sürmedi.
geçinmesine yetecek kadar olanla yetinen, fazla para pul vb. istemeyen, elinde olanak varken bile kazanç ardında koşmayan (kimse).
Yayın Ağımız
Bu listede yer alan sitelerimiz günlük hayatınızda gerek eğitim, gerek iş, gerek eğlence ve gerekse alışveriş konusunda yardımcı olmak için uzman ekipler tarafından hazırlanmaktadır.Eğitim Sitelerimiz
Eğlence Sitelerimiz
Rehber Sitelerimiz
Diğer Sitelerimiz
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2025
Sitemizin SEO çalışması Seo Uzmanı Zeze tarafından yapılmıştır.anlaminedir.com bir nerededir.com sitesidir.